Dengeli bir beslenmede karbonhidratların rolünü küçümseyen sosyal medya paylaşımlarıyla karşılaşmış olabilirsiniz. Carnivore gibi diyetlerin etkisi nedeniyle karbonhidratlardan her ne pahasına olursa olsun uzak durulması gerektiği söyleniyor. Peki bu iddialar göründüğü kadar sağlam mı?
Aşırı karbonhidrat tüketimi, tıpkı yağlar gibi obeziteye yol açabilse de, doğrudan obez yapmazlar. Karbonhidratların kendileri yağ olarak depolanmaz; önce dönüştürülmeleri gerekir. Karbonhidratlar öncelikli olarak kaslarda, karaciğerde ve kanda depolanır ve merkezi sinir sisteminin temel yakıtlarından biridir.
Vücut karbonhidratlardan yağ üretebilir, ancak ilk tercih bu değildir ve bu işlemi tamamlamak için biraz ekstra enerji gerekir. Fırınınızı evinizi ısıtmak için kullandığınızı düşünün. Fırınlar yiyecekleri ısıtmak üzere üretilmiştir ve haliyle bu amaca en iyi şekilde hizmet ederler. Fırınınızı evinizi ısıtmak için kullanabilir misiniz? Muhtemelen evet, ancak evinizi ısıtmanın çok daha iyi ve tasarruflu yolları mevcuttur.
Halihazırda ihtiyacınızdan fazla kalori alıyorsanız, kalorilerin nereden geldiğine bakılmaksızın kilo alacaksınız. Ancak yağların karbonhidratlara kıyasla vücut yağı olarak depolanma olasılığı çok daha yüksektir.
Karbonhidratlar, aşırı miktarda tüketildiğinde diyabette kesinlikle rol oynayabilir, ancak bu biraz dar görüşlü bir yaklaşımdır. Karbonhidratlar bu sorunda tek başına bir rol oynamaz. Arabanın içinde sadece oturan bir yolcunun trafik kazasına sebep olması kadar, diyabetin oluşumunda rol oynarlar.
Aşırı kalori, vücut yağı ve hareketsizlik, bu iddiaya en büyük katkıyı sağlayan faktörlerdir. Karbonhidratlar ve şeker, suçludan ziyade hastalığın bir yansımasıdır.
Direnç antrenmanı yapan diyabet hastaları, normal karbonhidrat alımında herhangi bir değişiklik olmasa bile kan şekerini yönetme becerilerinde iyileşmeler görmektedir.
Bağlam önemlidir ve veriler biraz belirsizdir. Çoğu insan için, doğru bağlamda herhangi bir endişe kaynağı olmayabilir. Bağışıklık sistemi inanılmaz derecede karmaşıktır ve vücuttaki hasarı düzenlemekten de sorumludur.
Örneğin egzersiz, bağışıklık tepkisinin artmasına büyük ölçüde katkıda bulunur. İnflamasyon bu bağlamda vücudun doğal bir tepkisidir ve zararlı değildir.
Karbonhidrat tüketiminden kaynaklanan inflamasyon belirteçlerinde kısa süreli bir artış endişe edilecek bir durum değildir. Eğer bu sorun olsaydı, egzersizi de bırakmamız gerekirdi.
Karbonhidratların bağımlılık yaptığı iddiası genellikle dopamin yoluyla oluşan nörokimyasal tepkilerle ilişkilendirilir. Ancak bu, gerçek bir bağımlılık olduğu anlamına gelmez.
Şekerli yiyecekler genellikle hem şeker hem de yağ bakımından zengindir. İnsanlar genellikle bu kombinasyona bağımlılık eğilimi gösterir. Sadece şekeri tüketmek aynı etkiyi yaratmaz.
Vücudumuzdaki ödül yollarına ulaşmasından dolayı bu iddiada bir miktar gerçeklik payı olsa da, bu davranışlar genellikle madde bağımlılığı gibi sonuçlar doğurmaz.
Bu iddialar genellikle bir gıdanın işlenme seviyesiyle ilgilidir. Ancak işlenmiş gıdalar her zaman sağlıksız, işlenmemiş olanlar her zaman sağlıklı değildir. Bu doğalcı yanılgıya düşmektir.
Bağlam önemlidir. Örneğin bir dayanıklılık sporunda şekerli içecek iyi bir seçim olabilirken, aynı içecek hareketsiz biri için kötü bir tercih olabilir.
Meyve, sebze, tam tahıl gibi besinleri temel alın. Şekerli atıştırmalıklar ise ölçülü şekilde tüketildiğinde zararlı değildir.